RUHSAL SIKINTILAR VE CİLT LEZYONLARI; PSİKİYATRİ VE DERMATOLOJİ KESİŞİMİ

RUHSAL SIKINTILAR VE CİLT LEZYONLARI; PSİKİYATRİ VE DERMATOLOJİ KESİŞİMİ

RUHSAL SIKINTILAR VE CİLT LEZYONLARI; PSİKİYATRİ VE DERMATOLOJİ KESİŞİMİ

  • Cilt lezyonları ile hastaneye başvuran hastalar için, bir kez de psikiyatriden görüş istenmesi sıklıkla hastaları şaşırtmaktadır. Aslında ruhsal sorunların ya da psikiyatrik hastalıkların belirtilerinin bedensel olabileceği, bunun oldukça da sık olduğu, temel bir bilgidir.
  • Dermatoloji kliniklerine başvurup, bir psikiyatrist tarafından da değerlendirilmeleri istenen  hastalar sıklıkla ruhsal yakınmalarının olmadığını belirtirler. Oysa, derimiz, dış dünyayla bağlantılarımızın başladığı, duygu, heyecan ve tepkilerimizin ifade organı, beden imajının da en güçlü olarak somutlaştığı organımızdır.
  • Diğer insanlarla, hayatla, mesleğimizle hatta kendimizle olan iletişimimizin de, temel organlarından biri derimizdir. 
  • Deri; öfke, korku, utanç ve kızgınlık gibi duyguları açıkça ifade etme, duygusal uyaranlara yanıt verme, kişinin kendilik imajı ve özgüvenini sağlama ile bebeklikten yetişkinliğe doğru seyreden sosyalleşme sürecinde önemli rol oynar. (Domonkos & Koblenzer). 
  • Derinin, rahatlıkla görülebilen ve dokunulabilen bir organ olarak psikiyatride özel bir yeri vardır. Bütünüyle saklanabilir ya da kapatılabilir değildir. 
  • Psikiyatrik bozuklukların kaynağı olan beyin ile deri arasındaki bağ oldukça güçlüdür ve derinin beyinle olan ilişkisi embriyonik döneme kadar uzanır. 
  • Çok yönlü yani biyopsikososyal bakış açısına göre hastalıkların oluşmasında ve sonuçlarında aynı anda birden fazla etken vardır. 
  • Fiziksel hastalıklar sonucunda ruhsal sorunlar yaşanabileceği gibi, kişinin yaşadığı psikolojik sorunlar da bedensel yakınmalar biçiminde ifade edilebileceği artık çok net bilinmektedir.
  • Özellikle duyguların ve tepkilerin sözlü olarak ifade edilemediği kişilerde, ‘beden’ istem dışı bir şekilde duyguları ifade etmek üzere enstruman olarak kullanılabilir. 
  • Bir stresle karşılaşıldığında kişi bunu kendi ruhsal gücü/ olanaklarıyla aşamıyorsa, bu sıkıntılar bedensel belirtilere dönüşerek, gözle görülebilir deri lezyonları olarak karşımıza çıkacaktır. 
  • Deri somatik yakınmaların en sık uğradığı organlardan biridir.
  • Deride gelişen her lezyon, her hastalık kişide ciddi psikiyatrik sorunlara yol açarak yaşam kalitesini bozabilir. Çünkü saklanması güçtür.
  • Dermatolojik hastalıkların psikolojik etkileri, hastanın kişilik özellikleri, hastalığın şekli, hastanın yaşam stili, aile ve toplum içinde hastalığa verilen anlam gibi hastalık ve hastaya bağlı özellikler ile de ilişkilidir. 
  • Sosyal çevreden gelen negatif yorumlar, hastanın kaygı düzeyini arttırmada oldukça etkilidir. Kaygı düzeyi artan hastanın lezyonlarının şiddetlenmesi de doğaldır. 
  • Hasta bir süre sonra hastalığı/ cilt lezyonları ile ilgili açıklama yapmaktan ya da örselenmekten yorulup kendi isteği ile sosyal olarak izole olmayı seçebilir. Giysi/ arkadaş seçimini de cilt lezyonları belirlemeye başlayabilir.
  • Stres, depresyon, anksiyete, obsesyonlar gibi pek çok ruhsal durum, deride pek çok hastalığın başlamasına ya da ve belirtilerin şiddetlenmesine neden olabilir. 
  • Depresyon sadece hastanın cilt hastalığına duygusal tepkisinin değil toplumun damgalamasının da bir sonucudur. 
  • Bunların bir kısmında depresyon, deri hastalığını alevlendirir, artan deri hastalığı depresyonu şiddetlendirir. Kısır döngü güçlüdür.
  • Deri hastalığına sekonder gelişen depresyon ve cilt sorunları yüzünden alkol ve madde kullanımı da sıktır.
  • Deri hastalıkları,yaşamı tehdit etmemekle beraber yaşam kalitesini bozmakta ve hastaların çoğunda psikolojik ve sosyal yıkım görülmektedir. Bu durum kişinin sosyal ve mesleki yaşantısını ciddi düzeyde etkilemektedir.
  • Deri hastalıklarında ortaya çıkan şekil bozukluğu ruhsal etkilenmeyi oluşturan en önemli değişkendir. 
  • Bu etkinin büyüklüğü hastanın ruhsal durumu, yaşı, lezyonların yerleşimi ve doğası ile ilgilidir.
  • Lezyon ne kadar küçük olursa olsun ortaya çıkan ruhsal tepki çok farklı olabilir ve bu da altta yatan psikopatolojinin büyüklüğü ile ilgilidir. (Medansky&Handler). 

           
RUHSAL SIKINTILAR EN ÇOK HANGİ CİLT HASTALIKLARIYLA BİRLİKTEDİR? 

Atopik dermatit (Egzama) başlangıcından önce stresli yaşam olayı görülme oranı çok yüksektir.

Ürtiker (Kurdeşen)ve anjioödem: Ürtiker ve angioödem hastalarında, hastalığın ortaya çıkışında yüksek oranda psikolojik etmenler doğrudan rolü üstlenir.

Psoriasiste (Sedef Hastalığı): Hastalığın başlangıcında ve alevlenmelerinde depresyonun yanı sıra stresin de çok önemli rolü vardır ve başlangıçta genelde önemli bir stres olayı tanımlanmaktadır.
Psikolojik stres psoriazis hastalarının tedaviye yanıt verme oranını düşürür.

Alopesi areata (saçkıran): Yoğun stresle ilişkilidir.

Seboreik Dermatit :Tamamen yapısal bir sorun olmakla birlikte atakların büyük çoğunluğu strese bağlı olarak gelişmektedir. 

Liken, genellikle puberteden sonra ve kadınlarda daha fazla görülür.

Nörotik deri yolmalar: Deride hissedilen kaşıntı ve duyu kaybı ya da deride görülen iyi huylu düzensizlikler sonucunda hastanın tekrarlayan deri yolması ile karakterizedir. Nörotik ekskoriyasyonda hastalar derilerini koparmak için kaçınılmaz bir dürtü duyarlar ve kopardıklarında büyük bir rahatlama hissederler. Deri/ tırnak koparma, strese karşı gerçek sorunlardan kaçmayı sağlayan bir sığınma gibidir.  Nörotik ekskoriyasyonda depresyon sık görülür. 

Onikotillomani (tırnak kopartma), trikotillomani(saç kopartma), onikofaji (tırnak yeme), trikofaji(saç yeme)de nörotik ekskoriyasyonla benzer mekanizmalarla stresten kaçma yolları olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Trikotillomani (saç koparma): Dermatolojik anlamda kişinin kendi kıllarını yolması iken, psikiyatrik tanımlamada kıl yolmanın yanında dürtüsellik eşlik etmelidir Trikotillomani hastalarında saçlarını yolmadan hemen önce yoğun bir sıkıntı oluştuğu, kılları yolduktan sonra ise gerginliğin azaldığı, haz ve tatmin hissedildiği belirtilmektedir.


Anne karnından itibaren deri, insan kişiliğinin gelişiminde, insanlar arası ilişkide en önemli iletişim ve etkileşim aracıdır. Yatan ve ayaktan takip edilen deri hastalarında, psikiyatrik bozukluk görülme oranı genel toplumdan çok daha yüksektir.

Psikodermatoloji ise psikiyatri ile dermatoloji arasındaki ilişki ve etkileşime dayanan ortak bir çalışma alanıdır. 

Tüm bu konular dikkate alındığında psikodermatoloji hastalarının ele alınmasında psikiyatri ve dermatoloji uzmanlarının birlikte çalışması, tedavi başarısı açısından çok değerlidir.