AİLEDEN BİRİ HASTA OLURSA….

AİLEDEN BİRİ HASTA OLURSA….

AİLEDEN BİRİ HASTA OLURSA….

 

 

İnsan ömrü dünyanın hemen her yerinde, son elli yılda belirgin biçimde uzamıştır. Hastalıkların sağ kalım süreleri tıptaki gelişmelere paralel olarak artmıştır.

Bu yüz güldürücü bilgiler, sağ kalım süresinin uzamasıyla, yaşamın herhangi bir döneminde aileden birinin ‘bağımlı/engelli/ uzun süreli hasta olması’ ve aile bireylerinden birisinin bakımına gereksinim duyması gerçeğini beraberinde getirmiştir.

Hasta yakını/ bakım verici kimdir? 

  • Hasta, engelli ya da bağımlı olan kişi için  fiziksel /ruhsal bakım sağlayan, tedavi ve sonraki süreçte hastanın yaşadığı olayların, duygusal ve bedensel zorluklarının çoğuna tanıklık /ortaklık eden hayat kolaylaştırıcı kişidir. 
  • Hasta yakınlarının yaşadığı ruhsal güçlükler bir çok çalışmada araştırılmıştır. Bu çalışmalar bakım veren kişilerin ruhsal olarak 
  • ‘Birincil/öncelikli bakım vericiler’ , olarak adlandırılan hasta yakınları/aile üyeleri, hastalığın her döneminde stres, belirsizlik, sevdikleri insanların yaşadıkları acı ve zorlukları izlemenin güçlüğünü ve sevdiklerini kaybetme endişesi yaşarlar.
  • Tüm bunlara ek olarak hastanın bağımlı olup, ekonomik ve bedensel olarak bakım yüklerinin artmasından kaynaklanan uykusuzluk, ümitsizlik, yetersizlik, suçluluk, tükenmişlik duygusu hissedebilmekte, yaşam şekilleri ve hayatlarının olağan akışları kökten değişebilmektedir. (Plonk and Arnold 2005). 
  • Yaşam biçiminde değişiklik, mesleki ve sosyal çevreden uzaklaşma, hasta yakınları için hem duygusal hem de fiziksel yanlızlığı getirebilir. İlk dönemlerde daha rahat tolere edilen bu değişiklikler sonraki dönemlerde görülebilecek ruhsal sorunlara zemin hazırlayabilir.
  • Hasta yakını olarak hazırlıksız olunan başka zorluklar da vardır. Sıklıkla hastanın tedavi süreci, hekim/ tedavi seçimleri, bakım şartları ile ilgili kararları vermek durumunda kalınabilir. Bu durum bakım veren için ek bir sorumluluk ve duygusal yüktür.

  • ‘Hasta yakını’ ya da ‘hastaya bakım veren kişi’, olmak sıklıkla seçilmez, akışın içinde birey kendini aniden bir hastanın eli, kolu, aklı olarak bulur. Bu hasta ile beraber hasta yakınınında hayatının değişmesi demektir. Hasta kadar hasta yakını da buna hazırlıksızdır.
  • Bakım veren yükü, kavramı bakım sunarken yaşanabilen fiziksel, psikososyal veya maddi zorlukları ifade etmede kullanılmaktadır. 
  • Hastalık hakkında ve hastasına nasıl yardımcı olabileceği konusunda herhangi bir bilgisi / hazırlığı olmayan aile bireyi ciddi bir sorumluluk alır. Bir yandan sevdiği bir kişinin sağlığını yitirmesinin/ fiziksel acı çekmesinin yasını tutarken diğer yandan aktif olarak çalışıp sürecin yürümesi için gerekenleri yapma zorunluluğundadır. Bu dönem aile arasındaki ilişkilerin zorlaşabileceği, eski çatışmaların ortaya çıkabileceği bir dönemdir.
  • Hastalık ile mücadelede hasta, doktor ve hasta yakını bir ekiptir ve her birinin yapması gerekenler vardır.
  • Hasta yakının ruhsal ve bedensel açıdan ‘iyi’ olması, hasta açısından çok önemlidir, hastaya verilecek kaliteli desteğin en önemli belirleyicilerindendir.
  • Hekimler ve hasta ailesi dışındaki sosyal çevre, hastanın fiziksel sorunlarına ve hasta bakımına daha çok odaklandıkları için hastaya bakım veren kişinin içinde bulunduğu durumu gözden kaçırabilmekte ve psikososyal gereksinimlerini atlayabilmektedir.(Uitterhoeve et al. 2004; Walsh and Hogan 2003 ). 
  • Oysa aile bir bütündür ve aile sistem kuramcılarına göre aile üyelerinden birinin hastalığı tüm aile sistemini etkilemektedir. 
  • Stres, tükenmişlik, kaygı, aile üyelerini bazen birlikte hareket ederek, durumla baş etmeye zorlarken aynı zamanda işlevsel olmayan davranışlara da yol açabilmektedir.(Tüzer 2001; Walsh and Hogan 2003). 
  • Çok fazla stres, özellikle de uzun süre devam eden stres; hasta yakının kendi sağlığını da doğrudan etkilemektedir. Hasta bakıcı görevini üstlenmiş bir hasta yakının anksiyete ve depresyon yaşaması  beklenen bir durum haline gelebilir.
  • Biliyoruz ki hastalık yakını olmak sancılı bir roldür.

  • Korku, acı çeken yakın, belirsizlik, tedavi kararları, hastalığın ciddiyeti, tekrarlayan hastane yatışları, ağrılı tedavi uygulamaları, sosyal yaşamdan izole olmak, kendi hayatının avuçlarından gittiğini hissrtmek, ekonomik kayıplar, hasta bakımı için yetersiz ekonomik koşullar, aile içi çatışmalar, hastaya yakınlık derecesi, tek bakım veren olmak, dinlenme dönemlerinin olmaması, hasta yakınının ruhsal zorluklar yaşamasını kolaylaştıracak etkenlerdir.
  • Hasta yakının vereceği şevkat,ilgi, güler yüz, duygusal yakınlık, sabır ve bunların sürekliliği hastanın tedavi sürecinde çok değerlidir. 
  • Bu duygusal desteğin yanında hastanın belirtilerinin, tedavinin, tahlil ve tetkiklerin, hastane kontrollerinin ve rutin kayıtların takip edilmesi de gerekmektedir.
  • Hasta yakınları/ bakım verenlerin, hastalara sağladıkları bakım ve sosyal desteğin kalitesi ile ruhsal sağlıkları sıkı bir ilişki içerisindeBu tutum ve davranışları ancak ruhsal olarak sağlıklı birinden bekleyebiliriz.
  • Hastanın tedavi sürecine odaklanılan bir zeminde, eş zamanlı olarak hasta yakınlarda görülen ruhsal sıkıntılar atlanabilmektedir.
  • Hasta yakınlarının, ruhsal durumlarının bilinmesi ve gerekli desteğin verilmesiyle, hastanın yaşam kalitesi, bakımı, tedaviye uyumu olumlu yönde etkilenecektir.
  • Bakım veren kişilerde, sinirlilik, tahamülsüzlük, öfke patlamaları, keder, nedensiz ağlamalar, geleceğe dair umutsuzluk hissi, suçluluk, yetersizlik duyguları, kaygı, uyku/iştah bozuklukları gibi belirtiler varsa, uyum sürecinde özellikle inkar ve öfke çok yoğunsa, tanı ve tedavi sürecine uyumda zorlanılıyorsa, aile içi çatışmalar ortaya çıkmışsa ve yönetilemiyorsa psikiyatrik destek almak  en uygun seçenektir.