CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU

Cinsel İşlevler    

  • Normal cinsellik, kişinin bir başkasının cinsel haklarına tam saygı göstererek, kendisine ve başkasına zarar içermeyen ‘cinsel  haz’ amaçlı eylemleri olarak tanımlanabilir. 
  • Cinsel işlev bozukluklarına geçmeden önce cinsel yanıt döngüsünden bahsetmek faydalı olacaktır.

Cinsel Yanıt Döngüsü

1) İstek evresi
2) Uyarılma evresi: Temel olarak erotik duygu ve düşüncelerin belirmesi ile erkekte sertleşme, kadında yaygın olarak kanlanma artışı ve kas kasılması ile karakterizedir.
3) Plato evresi: Bu evrede, haz duygusu ve cinsel gerilim giderek yükselir.
4) Orgazm evresi: Evreler arasında süre açısından en kısa; ancak duyumsanan cinsel haz açısından en yoğun evredir. Bu evre, erkekte ejakülasyon (meninin penis ucundan atılması), kadında ise ritmik kasılmalar ile karakterizedir.
5) Çözülme evresi: Son evredir. Kadın ya da erkekte, orgazm ya da orgazmın gerçekleşmediği durumlarda platoyu takiben bedende önceki aşamalarda oluşmuş olan fizyolojik değişikliklerin dakikalar içerisinde aynı sırayı takip ederek kaybolması ile karakterizedir.

  • Kadınların bir kısmı, orgazmdan sonra cinsel uyaranın yeniden başlamasıyla yeniden uyarılıp orgazm olabilir, erkekler süresi kişiye ve yaşa göre değişen bir refrakter döneme zorunlu olarak girerler. 
  • Refrakter dönemin sonuna kadar erkeklerin cinsel bir uyarana yeniden yanıt verip sertleşme ya da orgazmları mümkün değildir. 

    
Cinsel İşlev Bozuklukları

Tanımı

  • Cinsel işlev bozukluğu cinsel yanıt döngüsünün bir ya da daha fazla alanında bozulma olmasıdır.

Sıklığı

  • Cinsel işlev bozuklukları toplumda en sık rastlanan ruhsal bozukluklardır. 
  • Yapılan çalışmalar, kadın ya da erkek ayrımı olmaksızın, en az her üç kişiden birinin yaşamlarının herhangi bir dönemlerinde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya koymaktadır.
  • Ülkemizde cinsel işlev bozukluğu alanında hekime  en sık başvuru vajinismus ve sertleşme güçlüğü ile olmaktadır.   

Nedenleri

  • Cinsel işlev bozukluklarının hem bedensel(organik), hem de psikolojik nedenleri vardır. Birçok zaman da, psikolojik ve organik nedenler sorunun ortaya çıkmasında birlikte rol oynarlar. 
  • Ayrıca, sorun bedensel ya da ilaç kullanımı gibi çeşitli organik nedenlerle ortaya çıksa bile, bir süre sonra psikolojik etkenler de tabloya eklenebilmektedir.


Cinsel işlev bozukluklarında hazırlayıcı etkenler

  • Cinsel eğitimin yetersizliği
  • Cinsel mitler
  • Tutucu ortamda büyüme
  • Yetersiz cinsel deneyim
  • Yaşam biçimi
  • Bozuk aile ilişkileri
  • Kişilik özellikleri
  • Travmatik cinsel deneyimler
  • Psikoseksüel roldeki güvensizlik

Cinsel işlev bozukluklarında başlatıcı etkenler

  • Bedensel hastalıklar (Diyabet, tansiyon, nörolojik ve endokrinolojik hastalıklar)
  • Depresyon ve diğer psikiyatrik bozukluklar
  • İlaçların yan etkileri
  • Alkol ve madde kullanımı
  • Abartılı performans beklentileri
  • Gebelik, doğum ve emzirme
  • İlişkide yaşanan sorunlar
  • Yaşlanma
  • Sadakatsizlik
  • Eş kaybı
  • Partnerdeki cinsel işlev bozukluğu

Cinsel işlev bozukluklarında sürdürücü etkenler

  • Performans kaygısı
  • İlişkide yaşanan sorunlar
  • Cinsel mitler
  • Psikiyatrik bozukluklar
  • Bedensel hastalıklar
  • İlaçların yan etkisi
  • Alkol ve madde kullanımı
  • Suçluluk ve günahkarlık duyguları
  • Partnerler arasındaki çekicilik kaybı

Cinsel mitlerden örnekler….

  • Erkekler cinsel ilişkiye her zaman hazır ve istekli olmalıdır.
  • Mastürbasyon zararlıdır.
  • Cinsel ilişki, cinsel birleşme (koitus) demektir.
  • Sertleşmiş, büyük bir penis iyi sevişmenin anahtarıdır.
  • Cinsel eylemi erkek başlatmalıdır.
  • Cinsel fanteziler ahlak dışı, sapık ve sadakatsiz davranışlardır.
  • Cinsellik içgüdüseldir, öğrenilmez.
  • Kadınlarda orgazm cinsel birleşme ile sağlanmalıdır.

Kadınlarda Cinsel İşlev Bozukluğu

Vajinismus

  • Vajinismus, cinsel birleşme denendiğinde, vajinanın dışını çevreleyen kaslarda yineleyici ya da sürekli bir biçimde oluşan kasılmalar ve şiddetli acı nedeniyle cinsel birleşmenin gerçekleşememesi ya da ağrılı/sıkıntılı olarak gerçekleşmesidir. 
  • Bu kasılma istemsiz, yani kadının bilinçli kontrolü dışında gerçekleşen bir kasılmadır. 
  • Bu kasılmaya tüm bedendeki kasılmalar, bacakların kapanması, korku, cinsel birleşmeden kaçınma, girişin olmayacağı inancı eşlik eder. 
  • Nadiren, cinsel birleşme olmaktadır ancak kasılma sürdüğünden, cinsel birleşme ağrılı ya da sıkıntılıdır.
  • Kişinin eğitim düzeyinden, mesleğinden, entellektüel düzeyinden, arkadaş çevresinden vb. bağımsız bir cinsel işlev bozukluğudur. 
  • Neredeyse kural olan tek ölçüt, cinsellikle ilgili tutucu değer yargılarının egemen olduğu bir toplum ve kültür yapısıdır.
  • Bu sorun, kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hem de eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur. 
  • Erkek de, eşine karşı öfke duyabilir ya da istenmeme, reddedilme olarak yaşadığı için kırgınlık, sertleşme güçlüğü yaşayabilir.
  • Vajinismus, jel kullanımı ile, alkol alındığında, psikotrop ilaç kullanıldığında, uykuda, hamile kalmakla, çocuk doğurmakla, lokal anastezik ilaç uygulamakla, kızlık zarının alınmasıyla ortadan kalkmaz.
  • Vajinismusun herhangi bir ilaç ya da operasyonla tedavisi mümkün değildir. 
  • Cinsel terapi ile bu sorun % 90'ı aşan bir tedavi başarı oranı ile tedavi edilebilmektedir. 
  • Vajinismus, en kolay tedavi edilebilen cinsel işlev bozukluğudur.

Cinsel İstek Azlığı

  • Genel olarak, kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülmektedir.  Hatta, ülkemizde, kadınlar arasında en sık görülen cinsel işlev bozukluğu "cinsel istek azlığıdır." Ancak, cinsel isteksizlik yakınmasıyla hekime başvuru oranı, bu sorunu yaşayanlara oranla çok düşük kalmaktadır.  Bunun en temel nedeni, cinsellik ile ilgili mitlerin yaygınlığıdır. 
  • Cinsel istekte azalma, cinsel düşünce ve fantezilerin, cinsel birleşme ve orgazma ulaşma sıklığının azlığı ya da yokluğu, cinsel bir etkinliği başlatma, katılma ya da yanıt verebilme motivasyonunun yetersizliği olarak tanımlanır. 
  • Nedeni çoğunlukla psikolojiktir, küçük yaşlardan başlayarak cinsel yasaklar ve baskıların sonucunda oluşan suçluluk ve günah duygularıdır. 
  • Sonradan ortaya çıkan isteksizlikte stres, eş uyumsuzluğu, depresyon, kaygı bozuklukları, ilaç kullanımı, çeşitli kronik hastalıklar düşünülmelidir. 

Orgazm Bozukluğu

  • Yeterli cinsel uyarıya karşın çoğunlukla ya da her zaman orgazmın yaşanmaması, gecikmesi ya da güçlükle ulaşılabilmesidir.
  • En önemli psikolojik nedenleri arasında tutucu değer yargıları, suçluluk duyguları, cinsel travmalar, yetersiz cinsel bilgi ve deneyim, eşle olan  iletişimin yetersizliği, yetersiz ön sevişme ve cinsel uyarı, eşteki erken boşalma ya da sertleşme güçlüğü nedeniyle yetersiz cinsel birleşme süresi sayılabilir.
  • Kadındaki orgazm bozukluğu, yaşamın önceki dönemlerinde yokken sonradan da ortaya çıkabilir. 
  • En sık rastlanan nedenleri arasında, eşler arası uyumsuzluk, evlilik içi çatışma, cinsel travma, çeşitli jinekolojik ve sistemik hastalıklar, kullanılan ilaçlar, alkol ya da uyuşturucu madde kullanımı, depresyon ve diğer psikiyatrik hastalıklar, menopoz, yaşlılık ve başka cinsel işlev bozukluklarının varlığı sayılabilir.

Erkeklerde Cinsel İşlev Bozukluğu

Sertleşme Bozukluğu

  • Herhangi bir cinsel etkinlik için yeterli sertleşmenin tekrarlayıcı ya da kalıcı biçimde sağlayamama ya da sürdürememe durumu olarak tanımlanmaktadır. 
  • Sertleşme bozukluğu tanısının konabilmesi için bu sorunun tekrarlayıcı veya uzun süreli olması gerekmektedir.
  • Bu konudaki yaygın mitler nedeniyle, kişiler bir kez bile sertleşme sağlayamadıklarında paniğe kapılabilmekte ve hekim hekim dolaşabilmektedirler.
  • Toplumda yaygın olarak rastlanır. Yaşla, sigara ve alkol kullanımı ile  diabetes mellitus ve hipertansiyon gibi sistematik hastalıklarla birlikte rastlanma sıklığı artar. Sertleşme bozukluğu, psikolojik, bedensel nedenlerden kaynaklanabilir.   

Erken Boşalma

  • Erken boşalma, çok az bir cinsel uyarıyla bile kişinin istemesinden daha önce boşalması, diğer bir deyişle boşalmasını denetleyememesi ya da istediği kadar erteleyememesidir.
  • Süre asıl ölçüt olmamakla birlikte, birleşmeden önce boşalma ya da 1-3 dakikalık cinsel birleşme süresi kesin olarak erken boşalmadır. 
  • 4 ile 7 dakika arası ise ancak kişinin kendisinin ya da cinsel partnerinin sorun olarak görmesi, doyum sorunları yaşaması durumunda erken boşalma olarak kabul edilmektedir.
  • Erken boşalma oranı, yapılan çalışmalarda %20-30 arasında çıkmaktadır.    Erken boşalmanın tek kalıcı tedavisi cinsel terapi ile kişiye boşalma kontrolünün öğretilmesidir. 

Geç Boşalma  

  • Erkeğin orgazm refleksinin istem dışı ketlenmesidir. 
  • Bilinçdışı hadım, kadınlara zarar verme korkusu, eşinin tatmini ile aşırı meşguliyet, kadınlara karşı öfke duyguları, performans kaygısı nedeniyle kendini cinsel deneyime bırakma zorluğu, eşin hamileliği ile endişe boşalmanın aşırı kontrolü ile sonuçlanır.

Düşük Cinsel İstek Bozukluğu

  • Erkekte başka bir cinsel işlev bozukluğu, eşler arası çatışma, diğer psikiyatrik ve bedensel hastalıklar ve ilaç kullanımı sebep olabilir.

Tedavi

  • Cinsel işlev bozukluğu altta yatan organik bir nedene, cerrahi bir girişime, kullanılan bir ilaca ve eşlik eden ruhsal bir hastalığa bağlı olarak gelişmişse, tedavi öncelikle altta yatan etkene yönelik olarak yapılır. Burada unutulmaması gereken önemli nokta cinsel işlev bozukluğunun çoğu kez tek bir nedene bağlı olmadığıdır. Her organik olayın psişik bileşenlerinin olacağı göz önünde bulundurularak, sorun bütüncül olarak ele alınmalıdır.
  • Psikolojik kökenli cinsel işlev bozukluğunun tedavisinde ise seks terapileri olarak bilinen yaklaşım kullanılır. Bu yaklaşımın özünde, cinsel işlev bozukluğunun türüne özgül olarak geliştirilmiş tekniklerin, danışan birey ve çiftin özellikleri ve gereksinmelerine uygun bir biçimde uygulanması söz konusudur.

 
Kaynaklar:

1- Klinik Psikiyatri 2004;Ek 3:3-13, Cinsel İşlevler ve Cinsel İşlev Bozuklukları, Cem İncesu
2-TPD,Güncel Psikiyatri,Cinsel İşlev Bozuklukları,2014